Türkiye siyasetinde liderlerin makam odalarındaki semboller, çoğu zaman kapalı kapılar ardındaki pazarlıkların ve güç dengelerinin aynası oluyor. Bunun en somut örneği, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin odasında bulunan ve 17/25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarına atıfla 17:25’te durdurulan meşhur saat/takvim oldu. Koç ailesiyle iki yıl arayla çekilen iki fotoğraf, bu sembolün siyasi işlevini ve değişen dengeleri gözler önüne seriyor.
2024: İktidara Gösterilen Kart
Ağustos 2024’te Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Ali Koç, Devlet Bahçeli’yi makamında ziyaret ettiğinde, servis edilen fotoğraflarda çok kritik bir detay öne çıkmıştı. Bahçeli’nin hemen arkasında, 17/25 Aralık takvimi net bir şekilde kadraja yansıtılmıştı. Kamuoyunda ve siyaset kulislerinde bu hamle, Cumhur İttifakı içindeki çatlaklara ve MHP’nin AK Parti iktidarına karşı elinde tuttuğu “yolsuzluk kartını” hatırlatmasına yorulmuştu. Bahçeli, en kritik konuklarından birini ağırlarken iktidara net bir mesaj veriyordu.

2026: Takvim Neden Kaldırıldı?
Mayıs 2026’ya gelindiğinde ise Rahmi Koç ve Ali Koç, Devlet Bahçeli’yi yeniden ziyaret etti. Ancak bu kez servis edilen fotoğraflarda o meşhur 17/25 takvimi yer almadı. Siyasi analistler, iki yıl boyunca iktidara karşı bir denge unsuru ve şantaj enstrümanı olarak oda oda gezdirilen bu sembolün kaldırılmasını, ittifak içi pazarlıkların yeni bir aşamaya geçmesi veya MHP’nin iktidar blokundaki pozisyonunu tamamen konsolide etmesi olarak yorumluyor.
“Olayı Sulandırmayın: 33 Farklı Mahkemenin Kararı Var”
2024’teki o ilk fotoğraftan sonra açıklamalarda bulunan CHP Milletvekili Ali Mahir Başarır, 17/25 Aralık soruşturmalarının sadece bir grubun inisiyatifiyle değil, resmi prosedürlere uygun olarak yürütüldüğünü vurgulamıştı. Başarır, şunları kaydetmişti:
“17/25 Aralık soruşturmaları cemaatin değil, savcılık talimatı ve 33 farklı mahkemenin verdiği kararla açığa çıkarıldı. Bakın tek mahkeme değil, 33! Resmi prosedürlere uyuldu ve hukuki bir süreç devam etti. Üstelik Reza Zarrab için başlatılan soruşturma altın kaçakçılığı şüphesiyle başlamıştı, sonradan konu evrildi.”
3 Milyonluk Rüşvetin Fiziki Takibi
Sürecin yasal dinlemeler ve fiziki takiplerle şekillendiğini belirten Başarır, dönemin İçişleri Bakanı Muammer Güler ile Reza Zarrab arasındaki ilişkiye dikkat çekmişti:
“Zarrab tarafından Muammer Güler’e verilen 3 milyonluk rüşvetin fiziki takibini yapan polislerin, Erdoğan ve diğer şüpheliler tarafından fark edilmesi üzerine savcı operasyon talimatı verdi. Mahkeme kararıyla polisler operasyonu yaptı. Yani ikide bir ’17-25 Aralık’ı cemaat yaptı’ deyip olayı sulandırmanın bir anlamı yok.”
Sonuç: Dosyalar Kapatılsa da Hafıza Yerinde
Bahçeli’nin odasındaki takvimin 2024’te gösterilip 2026’da gizlenmesi, Türkiye’de hukukun ve yolsuzluk dosyalarının nasıl birer “siyasi pazarlık enstrümanı” haline getirildiğinin en net kanıtı olarak kayıtlara geçti. Ancak CHP’li Başarır’ın da hatırlattığı üzere, siyasetçiler bu dosyaları takvim yapraklarında istedikleri gibi açıp kapatsalar da, 33 farklı mahkemenin kararına yansıyan fiziki takipler ve rüşvet iddiaları, Türkiye’nin yakın tarihinin en büyük şeffaflık krizlerinden biri olarak orta yerde durmaya devam ediyor.







