Milyarlarca dolarlık kara para aklama ve yaptırım delme suçlamalarının Beyaz Saray’daki diplomatik pazarlıklarla düşürülmesi, uluslararası piyasalarda “ABD’nin düzenleyici adaletine (regulatory fairness) güvenilebilir mi?” sorusunu beraberinde getirdi.
Finansal Kurallar mı, Siyasi Güç mü?
Eylül 2025’teki Trump-Erdoğan görüşmesinin ardından ivme kazanan ve davanın tamamen düşürülmesiyle sonuçlanan süreç, uluslararası ekonomi ve kripto para piyasalarını yakından takip eden analiz platformlarının da radarında. Value The Markets gibi platformlarda yer alan değerlendirmelere göre; Halkbank davasının seyri, yaptırımların ve finansal düzenlemelerin herkes için eşit uygulanmadığına dair tehlikeli bir emsal oluşturdu.
Uluslararası finans hukuku uzmanları, bu kapatılma kararının ABD finans sisteminin güvenilirliğine gölge düşürdüğüne dikkat çekiyor. Karar; kara para aklama ve uluslararası yaptırımları ihlal etme suçlarının, eğer arkanızda “stratejik ve jeopolitik bir pazarlık gücü” varsa cezasız kalabileceği mesajını veriyor.
Çifte Standart Vurgusu: “Kaldıraç Hukuku Yendi”
Finans dünyasında tartışılan temel eleştiriler şu başlıklarda toplanıyor:
-
Piyasa Aktörlerine Farklı, Devlet Bankalarına Farklı Tarife: ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) veya Adalet Bakanlığı (DOJ), küçük bankalara, özel şirketlere veya kripto para borsalarına yönelik yaptırım ihlallerinde milyarlarca dolarlık acımasız cezalar keserken; 20 milyar dolarlık yaptırım delme iddiasının merkezindeki Halkbank’ın “sıfır ceza” ile dosyadan sıyrılması, regülasyonların siyasi güce göre esnetildiğini kanıtlıyor.
-
Düzenleyici Kurumların Bağımsızlığı Zedelendi: Davanın düşürülmesi kararının temelinde diplomatik çıkarların yattığı değerlendirilirken; kapatılma sürecinin Beyaz Saray’daki Trump-Erdoğan görüşmesinin ardından hız kazanması, Amerikan adalet mekanizmasının ve denetleyici kurumların siyasallaştığı yönündeki kanaatleri güçlendiriyor.
-
“Too Geopolitical to Jail” (Hapse Atılamayacak Kadar Jeopolitik): 2008 krizinde batan bankalar için kullanılan “Too big to fail” (Batamayacak kadar büyük) kavramı, Halkbank davasıyla birlikte yerini yeni bir kavrama bıraktı. Analistler, kurumların arkasındaki siyasi ve coğrafi kozların, hukuki gerçekliklerin önüne geçtiğini belirtiyor.
Bu konudaki Value the Markets’den Patricia Miller’in yazısına buradan ulaşabilirsiniz.







