ABD’de İran yaptırımlarını delme davasının kilit ismi olan ve savcılıkla işbirliği yapan Reza Zarrab hakkında nihai karar verildi. ABD merkezli hukuk yayın organı Courthouse News’in haberine göre; New York’ta görülen davada federal yargıç, Zarrab’ın tutuklu kaldığı süreyi yeterli bularak (time served) ek bir hapis cezası almamasına hükmetti. Karar, ABD hükümetinin geçtiğimiz ay Halkbank aleyhindeki kamu davasını düşürme talebinin mahkemece kabul edilmesinin ardından geldi.
Mahkemeden “İşbirliği” Gerekçeli Karar
Manhattan Federal Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, 2016 yılında Miami’de gözaltına alınan ve ardından “itirafçı” statüsüne geçerek savcılık adına tanıklık yapan Reza Zarrab’ın cezası kesinleşti. Yargıç, Zarrab’ın bugüne kadar cezaevinde ve ev hapsinde geçirdiği süreleri göz önünde bulundurarak ek bir hapis cezası tayin etmedi.
Zarrab’ın avukatları tarafından mahkemeye sunulan belgelerde, müvekkillerinin 22 ay cezaevinde, 5 ay ev hapsinde kaldığı ve 95 aydır da adli kontrol şartıyla gözetim altında tutulduğu belirtilerek cezasının bu sürelerle sınırlandırılması talep edilmişti.
Savcılık Mütalaası Belirleyici Oldu
Haberde aktarılan detaylara göre, davanın bu şekilde sonuçlanmasında ABD Adalet Bakanlığı savcılarının mahkemeye sunduğu ceza indirimi mütalaası etkili oldu. Savcılık, Zarrab’ı “İran hükümetinin yaptırımları aşmasına yönelik finansal mekanizmanın baş mimarı” olarak tanımlamakla birlikte, sunduğu bilgilerin güvenilirliğini ve değerini öne çıkardı.
Mütalaada, Zarrab’ın 2017 yılındaki yargılama sürecinde verdiği ifadelerin ve Türkiye’deki bazı hükümet ile banka yetkililerine ödenen rüşvet iddialarına yönelik açıklamalarının ABD makamlarına “önemli yardım” sağladığı kaydedildi. Zarrab’ın bu işbirliği, dönemin Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın mahkûm edilmesiyle sonuçlanan süreçte kilit rol oynamıştı.
2017’deki Duruşmalarda Hangi İtiraflarda Bulunmuştu?
Zarrab’a ceza indirimi yolunu açan ve savcılıkla anlaşmasına zemin hazırlayan süreç, Kasım ve Aralık 2017 tarihlerinde New York’taki mahkeme salonunda yaptığı tanıklıkla başlamıştı. Zarrab, günlerce süren çapraz sorgusunda “İran’ın uluslararası piyasalardaki paralarının aklanması” sistemini şemalar çizerek anlatmış ve şu kritik iddiaları tutanaklara geçirmişti:
-
Bakanlara Rüşvet İddiası: Zarrab, yaptırımları delme operasyonuna Halkbank’ın aracılık etmesini sağlamak için dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a 45 ila 50 milyon Euro’nun yanı sıra dolar ve Türk Lirası cinsinden de rüşvet ödediğini itiraf etmişti.
-
Banka Yöneticileriyle Kurulan Ağ: İran fonlarının aklanması sürecinde, dönemin Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’a da milyonlarca dolar rüşvet verdiğini öne sürmüş; Hakan Atilla’nın ise sistemin “teknik ve hukuki kılıfını” hazırladığını iddia etmişti.
-
Altın ve Sahte Gıda Ticareti: Sistemdeki paranın, önce Türkiye’den Dubai’ye altın ihracatı yapılıyormuş gibi gösterilerek, daha sonra ise ABD’nin yaptırım uygulamadığı “gıda ve ilaç” ticareti adı altında sahte gümrük evraklarıyla (hayali ihracat) aklanarak transfer edildiğini itiraf etmişti.
-
Siyasi Onay ve Diğer Bankalar: Mahkemedeki en tartışmalı ifadelerinden birinde Zarrab; sistemin genişletilmesi için dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin Hazine’den sorumlu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın, Ziraat Bankası ve VakıfBank’a da bu ticarete katılmaları yönünde talimat verdiğini duyduğunu öne sürmüştü.
-
17/25 Aralık Süreci: Türkiye’de 17 Aralık 2013’te gözaltına alınıp 74 gün hapis yattıktan sonra tahliye edilmesiyle ilgili olarak da Zarrab, mahkemede “serbest kalmak için kısmen rüşvet ödediğini” ifade etmişti.
Halkbank Davasının Düşürülmesinin Ardından Geldi
Yargıcın Zarrab hakkındaki bu kararı, davanın kurumsal ayağına dair yaşanan kritik bir gelişmenin hemen ardından açıklandı. Geçtiğimiz ay, Manhattan Federal Mahkemesi Yargıcı Richard M. Berman, ABD hükümetinin talebi doğrultusunda Türkiye devlet bankası Halkbank aleyhindeki ceza davasının tamamen düşürülmesini onaylamıştı. Amerikan basını, bu adımın Ankara ile Washington arasındaki ikili diplomatik ilişkiler çerçevesinde atıldığını yazmıştı.







