Nordic Monitor’de yer alan habere göre, İran destekli eylemlerin mağdurları, Trump yönetimini Halkbank dosyasını jeopolitik çıkarlar uğruna “takas etmekle” suçlayarak, bu kararın küresel çapta tehlikeli bir “cezasızlık” (impunity) kültürü yaratacağı uyarısında bulundu.
“Adalet Siyasi Bir Pazarlığa Kurban Edildi”
Türkiye-ABD ilişkilerinde on yılı aşkın süredir kriz başlığı olan Halkbank davasının, diplomatik müzakereler sonucunda ABD yargısı tarafından düşürülmesinin yankıları sürüyor. Kararın hukuki bir aklanmadan ziyade siyasi bir uzlaşı olduğu yönündeki eleştirilere bir yenisi daha eklendi.
İsveç merkezli araştırmacı gazetecilik platformu Nordic Monitor’ün Haziran 2026 tarihli haberine göre; İran’ın finanse ettiği terör eylemlerinden zarar gören ve bu nedenle İran’ın yasadışı finansal ağlarına karşı açılan davalara müdahil olan mağdurlar, Halkbank kararını sert bir dille eleştirdi. Mağdur temsilcileri ve avukatları, ABD Adalet Bakanlığı’nın (DOJ) kararı için “adaletin takas edilmesi” (traded away) nitelendirmesinde bulundu.
20 Milyar Dolarlık Aklama İddiası ve “Cezasızlık” Vurgusu
Nordic Monitor’ün aktardığı tepkilerin temelinde, davanın özünü oluşturan suçlamaların büyüklüğü yatıyor. Halkbank, ABD savcıları tarafından “İran rejiminin uluslararası yaptırımları aşması için 20 milyar dolarlık kara para aklama ağını yönetmekle” suçlanıyordu.
Terör mağdurları, İran’ın bölgedeki operasyonlarını finanse etmesine can suyu olan bu çaptaki bir yasadışı operasyonun mahkeme salonlarında aydınlatılmak yerine kapalı kapılar ardında kapatılmasının, derin bir “cezasızlık” (impunity) ortamı yarattığını savunuyor. Mağdurlara göre bu durum, dünyadaki diğer devlet destekli finansal kurumlara “Arkanızda siyasi bir güç varsa, terörün finansmanına aracılık etseniz bile bedel ödemezsiniz” mesajı veriyor.
Siyasallaşan Yargı: Eylül 2025 Görüşmesinin Gölgesi
Haberde yer alan iddialar, davanın düşürülme sürecinin zamanlamasıyla da örtüşüyor. Eylül 2025’te Beyaz Saray’da gerçekleşen Trump-Erdoğan görüşmesinin ardından davanın kapatılmasına yönelik sürecin hız kazanması, mağdurların “dosyanın diplomatik tavizler karşılığında takas edildiği” yönündeki argümanlarını güçlendiriyor.
Hukuk uzmanları ve mağdur avukatları, Amerikan adalet sisteminin yürütme organı (Beyaz Saray) tarafından bu denli yönlendirilmesinin, ABD’nin terörle mücadele ve finansal şeffaflık yasalarının güvenilirliğine ağır bir darbe vurduğunu ifade ediyor.
Arka Plan: Mağdurlar Neden Taraf?
ABD yasalarına göre, “teröre destek veren devletler” (State Sponsors of Terrorism) listesinde yer alan ülkelere (İran gibi) yönelik yaptırımları delen ve bu ülkelerin yasadışı fon elde etmesini sağlayan finansal kurumlar, dolaylı olarak terör eylemlerinin sorumluluğunu paylaşmış kabul ediliyor. İran destekli eylemlerde hayatını kaybedenlerin aileleri ve yaralananlar, bu fonların kendi mağduriyetlerini yaratan eylemleri finanse ettiği gerekçesiyle tazminat ve adalet arayışıyla bu tür davaları yakından takip ediyor.
Dosya Kapandı, Ancak Hukuki Güvenilirlik Yara Aldı
Halkbank dosyasının düşürülmesi, Ankara-Washington hattında “diplomatik bir pürüzün giderilmesi” olarak sunulsa da; uluslararası arenada ABD yargısının bağımsızlığına, finansal düzenlemelerin adil uygulanmasına ve terör mağdurlarının hak arayışına vurulmuş bir darbe olarak tartışılmaya devam ediyor. Nordic Monitor’ün gündeme taşıdığı bu son gelişme, yolsuzluk ve kara para aklama iddialarının üzerinin siyasetle örtülmesinin sadece yerel değil, küresel mağduriyetler yarattığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Haberin orjinal metnini buradan okuyabilirsiniz.







