Ekonomist Prof. Dr. İbrahim Öztürk, Türkiye’de son 45 yılda “bankerlerden kripto borsalarına, gizli fonlardan holdinglere” uzanan finansal vurgunların değişmeyen anatomisini masaya yatırdı. Halka kesilen faturası 65 milyar doları bulan bu döngünün en büyük kırılma noktası ise 17/25 Aralık dosyalarının siyaseten kapatılması oldu. Öztürk’ün analizine göre; 17/25 Aralık’ta “yapanın yanına kâr kalması”, bugünün Çiftlik Bank, Thodex ve Seçil Erzan vakalarına zemin hazırlayan cezasızlık kültürünü inşa etti.
İsimler Değişiyor, Sistem ve Fatura Değişmiyor
Ekonomist Prof. Dr. İbrahim Öztürk, son yayınladığı analiz videosunda Türkiye’deki finansal vurgunların yapısal karakterini ve siyasi arka planını gözler önüne serdi. Öztürk’ün 45 yıllık bilançoyu çıkardığı analizine göre; 80’lerin banker krizleri, 90’ların banka hortumlamaları ile İslami holdingleri, 2000’lerin sanal çiftlikleri ve günümüzün kripto borsaları ile gizli fon skandalları aynı sistemin farklı yüzleri olarak karşımıza çıkıyor.
Öztürk, bu batıkların ve devlet eliyle yapılan kurtarma operasyonlarının kamuya toplam maliyetinin 55 ila 65 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirtiyor. Bu devasa vurgunların ancak denetim kurumları işlevsiz bırakıldığında, inanç ve kimlik aidiyetleri istismar edildiğinde ve sisteme “siyasi koruma” dâhil olduğunda büyüyebildiğine dikkat çekiyor. Analizde, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte çapraz denetim kanallarının yok edilmesi, yargıya güvenin bitmesi ve meclis denetiminin daralması, vurguncuları daha da cesaretlendiren ana etkenler olarak sıralanıyor.
Kırılma Noktası: 17/25 Aralık ve Rejim Karakteri
Videodaki en çarpıcı değerlendirmelerden biri, 17/25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarının Türkiye’de yolsuzluğun “münferit bir olaydan çıkıp bir rejim karakterine büründüğü” en kritik dönüm noktası olarak tanımlanması oldu. Öztürk, siyaset eliyle kapatılan o dosyanın ardında kalan gerçekleri şöyle hatırlatıyor:
-
Bakanların Durumu ve İtiraflar: Dosyada isimleri geçen dönemin bakanları Zafer Çağlayan, Muammer Güler, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar ile Reza Zarrab ve Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın merkezinde olduğu iddialar Meclis mekanizmasıyla aklandı. Ancak İbrahim Öztürk, dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın ilk tepkisini hatırlatıyor. Bayraktar, “İddiaların hepsi doğrudur, yaptıklarımın hepsini dönemin başbakanı Erdoğan’ın emir ve talimatlarıyla yaptım, onun istifa etmesi gerekir” demesine rağmen, siyasi baskılarla bu iddialarından geri çekilmek zorunda bırakıldı.
-
25 Aralık Tapeleri: Öztürk, 25 Aralık fezlekelerinde Bilal Erdoğan’ın merkezde olduğu iddialara, rüşvet paralarının nasıl saklanacağına dair telefon tapelerine dikkat çekerek; bu kanıtların yargı önüne çıkarılmadan imha edildiğini vurguluyor.
-
Küresel Boyut: Türkiye’de “darbe” denilerek üzeri örtülen 20 milyar dolarlık kara para aklama dosyasının ABD’ye taşındığı, Reza Zarrab’ın itirafçı olduğu ve Hakan Atilla’nın mahkûm olduğu süreç de analizde yer alıyor.
“Darbecilik” Kılıfı ve “Çevresi Kötü” Savunması
Öztürk’ün analizinde, siyasi merkeze yaklaşan her büyük yolsuzluk skandalında iktidarın sığındığı temel argümanlar da sert bir dille eleştiriliyor. Dosyaların ucu siyasi otoriteye dayandığı an soruşturmaların “seçilmiş hükümete karşı polis/yargı darbesi” olarak kodlanması, hukuki sürecin önünü kesen en büyük kalkan oldu.
Öte yandan, her skandalda sorumluluğun alt kademelere yıkılarak, “Cumhurbaşkanımız iyi, çevresi kötü, onu kandırdılar” savunmasının yapılması, Öztürk tarafından “sistematik bir siyasi mühendislik” olarak nitelendiriliyor. Öztürk, tek merkezden yönetilen ve tüm başarıların tek bir lidere yazıldığı bir sistemde, devasa yolsuzlukların ve denetim zaaflarının siyasi sorumluluğunun sadece “çevreye” yıkılamayacağının altını çiziyor.
Cezasızlığın Bedeli: Çiftlik Bank’tan Seçil Erzan’a
İbrahim Öztürk’ün tespitlerine göre; 17/25 Aralık sürecinde siyasi gücü elinde bulunduranların hesap vermekten kurtarılması, sonraki yıllarda Türkiye’yi devasa bir “Ponzi” (Saadet Zinciri) cennetine dönüştürdü. Yapanın yanına kâr kaldığı bu iklim; Çiftlik Bank, Thodex, Seçil Erzan vakaları ve 2026 yılındaki güncel fon skandallarının önünü sonuna kadar açtı.
Sonuç: Çözüm Dindar Lider Değil, Şeffaf Kurumlar
Videonun sonuç bölümünde Öztürk, Türkiye’nin bu 45 yıllık soygun sarmalından çıkış yolunun “daha dindar veya daha güçlü” bir lider arayışında değil, kurumsal devlet mimarisinde yattığını belirtiyor.
Bağımsız yargı, etkili meclis denetimi, özerk düzenleyici kurumlar, liyakat ve özgür araştırmacı gazetecilik güvence altına alınmadığı sürece; sistemin ürettiği milyarlarca dolarlık yolsuzluk faturası eğitimden, sağlıktan ve asgari ücretlinin cebinden kesilerek millete ödetilmeye devam edecek.
Videonun tamamını buradan izleyebilirsiniz.







